0

Netflix‘in demir başlarından La Casa De Papel… 2017 yılının mayıs ayında yayınlandığından beri özellikle Netflix izleyicilerinden fazlasıyla ilgi görerek son zamanların en çok izlenen yabancı dizilerinden birisi haline gelmiştir. İspanya’dan çıkan diziler arasında  bu kadar çok uluslararası ün gören ilk dizi olmasıyla beraber La Casa De Papel, dünyanın her tarafından izleyici toplamış ve kült bir hayran grubuna sahip olmuştur. İzleyicileri içine çeken muhteşem soygunun 5. Sezonu da merakla bekleniyor. Şimdilik hadi gelin İspanyol yapımı vazgeçilmez dizinin ilk 4 sezonuna dair kısa bir inceleme gerçekleştirelim.

Öncelikle Diziden Bahsedelim

class="has-inline-color has-vivid-red-color">La Casa De Papel’in Türkçe karşılığı “kağıt ev”dir. Fakat bizim bildiğimiz kağıt evden bahsetmemektedir. La Casa De Papel, bir darphane soygununu konu alır. Buradaki kağıt ev de bir darphanedir. Darphanede geçen sürelerini para basarak, rehine aldıkları insanları kontrol altında tutmaya çalışarak ve polisin atabileceği adımları tahmin edip önceden engel olarak geçiren sekiz hırsızın hikayesini ve birbirileri ile olan ilişkilerini anlatır. Dizide her sekiz hırsızın başında farklı bir dert olduğu için zaman yavaş ilerler fakat aksiyon her zaman doruktadır. La Casa De Papel, yalnızca aksiyondan ibaret bir dizi değildir. Yanında hem aşk ve dram hem de akıl oyunları sunar. Hırsızlar ve polisler arasında geçen, liderleri tarafından bir satranç oyununa benzer çatışmalar, diziyi daha da ilginç kılmaktadır.

Sıra Geldi Ana Karakterlere

El Professor, Álvaro Morte

İşte ekibin beyni! Suç dünyasıyla ilişkisi sadece planlama seviyesinde. Eyleme geçen o değil. Diziyi izledikçe Profesör’ün delilik seviyesinde bir dahi olduğunu daha iyi anlayacaksınız. Her detayı düşünen, her ayrıntıyı hesaplayan ve bütün bunları kimseye zarar vermeden gerçekleştirmeye çalışan bu adamı gördüğünüz ilk sahneden itibaren seveceğinize eminiz. Daha sonra 2 sezon boyunca hem düşmanı hem aşığı olan müfettişle ortak olacak olması da dikkat çekici bir detay tabii ki…

Raquel Murillo – Lisboa, Itziar Ituño

Raquel bir suçlu değil. Hatta tam tersine bu suçu durdurmak için elinden geleni ardına koymayan inançlı bir görev insanı. Ancak profesör ile başlayan hayatı onu mükemmel bir suçlu olmaya da rahatlıkla itebiliyor. Soygun başladığı andan itibaren, zekasıyla birçok detayı fark eden memurumuz, bir yandan işiyle ilgilenirken diğer yandan dünyanın her yerinde iş dünyasında kadınların yaşadığı sorunların bir portresini çiziyor. Dizi boyunca kendisinden ara ara dinlediğimiz hikayesi birçok kadına çok tanıdık gelebilir.

Berlin, Pedro Alonso

Grubun içerdeki beyni Berlin. La Casa De Papel’in daha ilk bölümünde liderliği tartışmaya kapalı biçimde Profesör tarafından belirleniyor. Bu ikili nasıl birbirine bu kadar güveniyor diye düşünebilirsiniz; ama bunu da ilerleyen bölümlerde öğreneceksiniz. Ayrıca diziyi izlerken göreceksiniz ki, Berlin doğuştan lider! Ama lider olması kusursuz olduğu anlamına gelmiyor. Kimi zaman duyguları yokmuş gibi hareket etse de duygusal biri olduğunu yeri geldikçe anlıyorsunuz. Tamam grubun içerideki beyni. Ama herkes “neden profesör ona bu kadar güveniyor?” sorularını yöneltince buna da bir açıklama getirmenin zorunlu olduğuna karar verdik. Berlin, Professor’un abisiymiş aslında.

Tokio, Úrsula Corberó

Hikaye Tokio tarafından anlatılıyor. Dizinin asi kadını olan Tokio, 15 soyguna katılmış azılı bir hırsız, aynı zamanda cazibeli ve tehlikeli. Ekran başında çoğu zaman Tokio’nun güzelliğine ve asiliğine hayran olsak da, aldığı kararlarla bazen gerçekten sabrımızı zorluyor. Yine de saçlarını ve cool havasını seviyoruz. Arkasından neler neler söyledik. Tamam cesursun ama bu kadar cesaret de fazla. Senin yüzünden kaç can yitip gitti.

Rio, Miguel Herrán

İşte diziye yakışıklı kontenjanından giren karakter Rio! Soygun ekibinin en genç üyesi ve bir o kadar da asi…  Üstelik çok da zeki. Soygunun yazılım ve güvenlik işlerinden sorumlu. Yazdığı bir kodda hata çıkması, kalabalık bir grupta dikkat çekmemesinden daha imkansız. Çok genç olduğu için tecrübesiz ve bazen ne yapacağını bilemiyor olsa da dizinin vazgeçilmezlerinden biri. Tokio’ya çok aşık olduğu için zavallı çocuğun başına gelmeyen kalmadı. Adada rahat durmayan Tokio yüzünden aylarca işkence gördü zavallım.

Nairobi, Alba Flores

Soygun ekibindeki ikinci kadın olan Nairobi, aslında bir uyuşturucu satıcısı. Dizide doğallığı ve samimiyetiyle güçlü bir kadın portresi çizse de zor geçen hayatının izlerini taşıyor. Bölümler boyunca Nairobi’nin bazen bir abla gibi içten konuşmalarına, bazen eğlenceli hallerine, bazen de hüzünlerine eşlik edeceksiniz. Ve belki de hayatınızdaki Nairobileri de birer birer hatırlayacaksınız. Oğlu için canını verir. Ve az kalsın veriyordu da. Onun yüzünden yüreğimiz ağzımıza geldi valla.

Denver, Jaime Lorente

Diziye yakışıklı kontenjanından girmemiş olsa da Denver’i izledikçe büyük bir sempati besleyeceğinizden eminiz. Ekibin biraz saf ama en neşeli, en romantik ve en delikanlı karakteri. Babası Moskova’yla olan ilişkisinden dizide spoiler veremeyeceğimiz bazı durumlardaki davranışlarına kadar her haliyle sevginizi her bölümde artıracağına eminiz. Baba olduktan sonra baya bir değişti.

Mónica Gaztambide – EStocolmo, Esther Acebo

Rehineler arasında en dikkat çeken kişi kesinlikle Monica. Dizinin ilk bölümünden itibaren kendisiyle işlerin ilginç bir yere varacağını düşünmeye başlıyorsunuz. Sonuçta bir rehine bir suç dizisinde ne kadar efsane olabilir ki? Bunun cevabını almak için sizi sezon sonuna kadar uzun bir yolculuk bekliyor. Ama değeceğine eminiz. Başka bir adamdan çocuk yapıp Denver’la evlendi. Maalesef her fırsatta bu problem karşısına çıkıyor.

Bu karakterlerin dışında diziye yeni eklenen veya daha önceden yer alan ama daha sonra kendisini gösteren karakterler de var listemizde.

3. Sezonla hayatımıza giren Palermo adeta kendinden nefret ettirdi. Berlin’e büyük bir aşk besleyen ama itiraf edemeyen eşcinsel Palermo, bir o kadar da kadın düşmanı bir karakter olarak karşımıza çıktı. Aşka ve cinselliğe bakışı “güm güm ciao” olan “bağlanma özürlü” Palermo, Helsinki ile tek gecelik bir ilişki yaşayıp bir daha ilgisini kesmesiyle de şimşekleri üzerine çekti. Tek gözünü kaybedecek kadar “gözü kara”, erki ele geçirince zorbalaşacak, ama sonrasında sağduyuyu ele alacak kadar iniş çıkışlı bir karakter olan Palermo, yeni sezonun Berlin’i idi.

Bir de dizinin ikonik şarkısı var tabii ki. Onların adeta cesaretlerini tetikleyen şeyden bahsetmezsek olmaz diye düşünüyorum…

Professor ve Berlin Kardeşlerden “Bella Ciao”

Bir de Orijinali Yer Alsın O zaman 🙂


Beğendin mi? Haydi arkadaşlarınla paylaş!

0

Bu yazıya tepki ver.

Üzücü Üzücü
0
Üzücü
Eyvah Eyvah
0
Eyvah
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Beğenmedim Beğenmedim
0
Beğenmedim
Süper Süper
0
Süper
Beğendim Beğendim
0
Beğendim
Elif Aybüke Ural

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Choose A Format
Personality quiz
Series of questions that intends to reveal something about the personality
Trivia quiz
Series of questions with right and wrong answers that intends to check knowledge
Poll
Voting to make decisions or determine opinions
Story
Formatted Text with Embeds and Visuals
List
The Classic Internet Listicles
Countdown
The Classic Internet Countdowns
Open List
Submit your own item and vote up for the best submission
Ranked List
Upvote or downvote to decide the best list item
Meme
Upload your own images to make custom memes
Video
Youtube and Vimeo Embeds
Audio
Soundcloud or Mixcloud Embeds
Image
Photo or GIF
Gif
GIF format